Siyaset

img

TÜRKİYE SİYASETİNİN DİZAYN EDİCİSİ:EKONOMİ

gazzetta9.com ANALİZ

Celal Eren ÇELİK

Türk siyasetinde hareketli günler yaşanırken, AKP cephesinden gelen istifa haberlerinin yanısıra Gül-Babacan ve Davutoğlu'nun 2 ayrı parti kurmak için kolları sıvamış olması siyasetin ateşini daha da hararetlendirdi.

Türk siyasetini pek çok farklı parametre üzerinden okumak mümkün ancak Cumhuriyet tarihi boyunca Türk siyasal hayatının önemli kırılma noktaları ve dizayn edilişi noktasında ekonomi politik üzerinden bir okuma yapılmazsa bu yapılan değerlendirmeler eksik kalıyor...

Zira Türk siyasal hayatının genel siyasal karakteristiği "Güçlü ve karizmatik lider" odaklı siyasal yağılara gösterilen halk teveccühü ile şekilleniyor gibi dursa da yakından bakıldığı zaman Türk siyasal hayatına damga vuran pek çok siyasi figürün ekonomik parametrelerdeki bozulma ile iktidara gelip, kitleleri arkasında sürükledikten sonra yine bir başka ekonomik kriz dönemi sonrasında siyaseten tasfiye olduğunu görüyoruz...

DP'Lİ YILLAR VE 27 MAYIS DARBESİNE UZANAN SÜREÇ...

Cumhuriyet döneminin CHP'nin tek parti dönemi sonrasındaki ilk siyasal iktidarı olan Demokrat Parti'nin iktidara gelişinde ekonomik sıkıntıların ciddi payını görüyoruz...

Özellikle 2.Dünya Savaşı esnasında büyük kısıntılara gitmek zorunda kalan İnönü yönetiminin bu uygulamaları hazineyi güçlü tutsa da bunun halka yansıması ekonomik olarak çok ağır şartların yaşanması olarak dönmüştür.

Bu ekonomik zorluklara eklenen Varlık Vergisi gibi ağır uygulamalar, yönetimin giderek baskı unsurunu da arttırması ile birleştiğinde Menderes'in "Her mahallede bir milyoner yaratacağız" ve o dönem büyük hayranlık duyulan Amerika'ya atıfta bulunarak "Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız" söylemleri ile birlikte DP 1950 seçimlerinde tek başına iktidara gelmiştir.

DP iktidarı Marshall Yardımları'nı fütursuz biçimde harcayarak sanal bir "büyüme ve rahatlık" ortamı yaratmış bununla birlikte üst üste seçim galibiyetleri almış Menderes ise halkın gözünde adeta bir kahraman ve "Yıkılmaz bir siyasi figür" olarak yerini almıştır.

Ancak herşey ABD'den 1957 sonu '58 başı ile değişmeye başlarken Türkiye mali anlamda sıkıntılı bir döneme girmiştir.1959 yılında mali olarak yaşanan bunalım zirveye çıkarken Menderes iktidarı ABD'den Marshall Yardımı'nın uzatılması talebinde bulunmuş ancak bu talebi reddedilmiştir.

Bunun üzerine Rusya ile yakınlaşan Menderes 15 Temmuz 1960 günü "GİZLİ" bir Moskova ziyareti için Rusya'dan randevu almış ve Rusya'dan kredi sağlama karşılığında İŞ BANKASI'nın bir bölüm hissesinin de satışını içeren bir anlaşma ile Rusya ile masaya oturma hazırlıklarına başlamıştır.

Ancak bu görüşme hiç bir zaman gerçekleşememiş ve 27 Mayıs darbesi ile Menderes devrilmiştir. ABD'nin Rusya-Türkiye yakınlaşmasınsdan Washington Büyükelçiliği'ndeki kriptolu yazışmaları rüşvet ile satın aldığını ise burada bir "not" olarak düşelim...

27 Mayıs Darbesi'nden çok değil 1 ay önce mitingde yüzbinlere seslenen Menderes'in arkasından bir kişi gitmemiş ve Menderes acı biçimde idam edilmiştir.

Ekonomi ile gelen Menderes ekonomi ile gitmiştir....

DEMİREL'E ŞAPKAYI ALIP GÖNDERENLER...

1960 darbesi arkasından Demokrat Parti'nin siyasal misyonunun devam ettiricisi olarak siyasal sahneye çıkan Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi 1969 yılında tek başına iktidar oldu...

Demirel'i de iktidara taşıyan en önemli etkenlerden bir tanesi yaşanan ekonomik sıkıntılardı...

İktidarının ilk 2 yılında yüksek büyüme hızı yakalayan Demirel 1971 yılı itibariyle bir yandan işçi ve öğrenci eylemleri ile uğraşırken bir yandan da darboğaza girerek neredeyse tıkanma noktasında kalan bir ekonomik tablo ile karşı karşıya kalıyor ve çok gecikmeden Ordu devreye girerek 12 Mart 1971 tarihinde muhtıra verirken,Demirel demokrasiye vurulan bu "2.Darbe" ile iktidarı bırakmak zorunda kalıyordu...

Daha 2 sene önce tek başına iktidar olurken arkasında milyonların desteği olan Demirel, iki sene içerisinde yaşanan ekonomik buhran sonrası asker tarafından görevinden el çektirildiğinde arkasında duran kimse olmamıştı...

Ekonomi ile gelen Demirel ekonomi ile gidiyordu...

KARAOĞLAN EFSANESİ NASIL BİTTİ?

1977'nin Haziran ayında yapılan seçimlerde Bülent Ecevit liderliğindeki CHP, yıllardır süregel ekonomik bunalım ve siyasal kaos ortamından bıkan halkın umudunu bağladığı yeni adres olacak ve CHP bu seçimler sonucu Türkiye'de bir sol partinin br genel seçimde aldığı en yüksek oy oranı ile %41,6'lık oy alarak 1. parti olarak müthiş bir seçim zaferine imza atacaktı...

Karaoğlan efsanesi Türkiye'nin her yanında dalga dalga yükselirken, milyonlarca insan bu "genç ve karizmatik" liderin arkasından gitmekteydi.

Ecevit, tek başına iktidar olamamış,kurduğu azınlık hükümeti de güvenoyu alamayınca istifa etmiş, sonarsında ise Demirel'in Adalet Partisi'ndenistifa eden 11 milletvekili CHP'ye katılarak 1978 yılında CHP hükümetinin kurulmasını sağlamıştır...

Ancak çok değil 1 yıl içerisinde ekonomi o hale gelmiştir ki kendisine ekonomik sorunları çözmesi için umut bağlanan Ecevit bugün dahi AKP tarafından kullanılan gaz,margarin gibi temel ihtiyaçların bulunamadığı, uzun kuyrukların oluştuğu,ekonomisi iflas noktasına gelen bir Türkiye'nin Başbakanı olma durumda kalmıştır.

1979 yılında ekonomik kriz had safhasına ulaşırken nihayet TÜSİAD'ın 4 gün üst üste gazetelere verdiği ilanlar sonucu daha fazla dayanamayan Ecevit de ekonominin bir başka kurbanı olaral 1 sene önce Türk solunun en büyük seçim başarısını kazanmış olsa da 2 sene sonunda istifa etmek durumunda kalmıştır...

Ekonomiyi düzeltmesi beklenen Eceviti yine ekonomi götürmüştür.

12 EYLÜL DARBESİNE GİDEN YOL...

12 Eylül Darbesi'nin hemen öncesinde Demirel iktidarının en önemli bürokratı Dünya Bankası'ndan gelen Turgut ÖZAL'dır... Turgut Özal Türkiye'de ekonomik sistemi tamamen değiştirecek bir ekonomik dönüşüm programı olan 24 Ocak Kararları olarak bilinen programı hazırlamışır...

Ancak bu program o kadar ağır şartlar içermektedir ki programın sivil bir siyasal iktidar tarafından uygulanması mümkün değildir.Program ile birlikte yerli ikame ortadan kaldırılarak Türkiye hiç bir altyapısı olmadan liberal programlara teslim edilirken, kapitalizmin "açık pazarı" haline getirilmektedir.

12 Eylül 1980 Darbesi ile ordu iktidara el koyarken Milli Güvenlik Konseyi tarafından Bülend Ulusu tarafından kurdurulan darbe hükümetinin ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımısı Turgut Özal'dır...

Özal çok değil 4 sene sonrasında ise Dünya Bankası geçmişi,ekonomi bilgisi,ekonomide programı hazırlayan isim olması ile "umut" olmuş ve 1984 seçimlerinde tek başına iktidar olmuştur...

Özal liderliğinde tek başına iktidar olarak ilk 5 yıllık iktidarı döneminde büyük yenilikler yapsa da çok yüksek enflasyon oranları ile Türkiye'yi başbaşa bırakan ve Türkiye'de "Yoğun lüks tüketim" modelinin temelini atan Özal'a halk ilk uyarısını 1989 yerel seçimlerinde yapmış ve Türkiye genelinde Özal'ın ANAP'ı Erdal İnönü'nün SHP'si karşısında büyük bozguna uğramıştır.

Özal, 1991 yılında Cumhurbaşkanı olarak Köşk'e çıkmış,1991 sonrası ise ANAP hiç bir zaman eski gücüne ulaşamamış son olarak 2001 krizi esnasında ANASOL-M hükümetinin bir üyesi olarak siyaseten tasfiye olmuşur.

Bir ekonomik kriz üzerinden doğan ANAP efsanesini tarihe gömen yine bir ekonomik kriz olmuştur....

ÇİLLER'İN DOĞUŞU ve BATIŞI

1991'de siyasi yasağının kalkmasının ardından 2. girdiği seçimde DYP ile 1.parti olarak sandıktan çıkan Demirel,1993 yılında görev süresi esnasında hayatını kaybeden Özal'ın yerine Çankaya Köşkü'ne çıkarken yerine kimsenin beklemdiği biçimde DYP olağanüstü büyük kongresinde İsmet Sezgin ve Köksal Toptan ile yarışıp galip gelen "ekonomist" Tansu Çiller DYP'nin yeni Genel Başkanı olarak seçilmişti.

Bu parlak ekonomist bayan biraz da milliyetçi tavrı ile birlikte kısa süre içerisinde popüler olurken çeşitli koalisyonlar ile Başbakanlık görevlerinde de bulunuyordu...

Ancak 4 Nisan ekonomik krizi ile Çiller efsanesi de sona erecek ve Çiller bir daha hiç bir zaman eski popülaritesine kavuşamayacak, DYP için de durdurulamayacak bir yokoluş süreci başlayacak,2002 seçimleri sonrası ise DYP siyaseten baraj altı kalarak tasfiye olacaktı...

Parlak "ekonomist" olarak siyasal aktör olan Çiller'i 4 Nisan krizi vurmuştu...

"İTHAL" BAKAN DERVİŞ

1999 yılında yapılan seçimlerin ardından Türkiye Bülent Ecevit liderliğindeki DSP-MHP-ANAP koalisyonu ile tanışırken DSP bu seçimlerde %21 oy alarak Meclis'in en büyük partisi oluyordu...

Ancak çok değil 2 sene içerisinde Türkiye ekonomisi çökme noktasına gelirken yurtdışından "İthal" olarak getirilen Kemal Derviş ismi adeta Türkiye için bir "Kurtarıcı" olarak sunuluyor, 15 günde IMF'nin istediği 15 yasa çıkartan Derviş adeta tek başına ülkeyi yönetiyordu.

Teknokrat olarak geldiği Türkiye'de aktif siyasete de çok çabuk ısınan Derviş İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan ile birlikte hareket ederek Yeni Türkiye Partisi'nin kuruluşunu hazırlıyor,DSP'den ardı ardına yaşanan istifalar ile ülke 2001 yılında yaşanan büyük ekonomik kriz sonrası bir de siyasal kaosa sürükleniyordu...

Derviş sürpriz bir hamle ile İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan'ı da yarı yolda bırakarak CHP'den milletvekili seçilip Meclis'e girerken 1999'da %21 oy alan DSP 2001 krizi sonrasında %1'lerer düşerek tarihe karışıyor, hükümet ortakları MHP%8, ANAP ise %5 oy alarak baraj altında kalıyr ve Türkiye "ekonomi" ile bir kez daha dizayn ediliyor, Türk milleti "kurtarıcı" olarak "yeni" ve "denenmemiş" AKP'yi ilk kez girdiği genel seçimlerde tek başına iktidar yapıyordu...

VE BUGÜN...

Bugüne gelindiğinde Türkiye AKP'nin ilk yıllarında yakaladığı yüksek büyüme hızını kaybetmiş ve ekonomik olarak derin bir kriz uçurumunun kenarında duruyor halde...

"Karizmatik ve güçlü" lider Erdoğan son yıllardaki en "yıprandığı" dönemi yaşıyor...

Dış politikada giderek yalnızlaşan ve özellikle yanlış Suriye politikası ve komşularla yaşanılan sıkıntılar nedeni ile zor bir süreçten geçen Türkiye tablosu var...

AKP 17 yıllık iktidarının ana "taşıyıcı kolonu" olan başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyükşehirlerin tamamını kaybetmiş durumda...

Ekonomik kriz giderek derinleşir ve daha çok hissedilirken şimdi ortaya "Başaralı,genç,yıpranmamış,uluslararası pek çok "özel" kuruluşun üyesi- BİLDERBERG,Commonwealth Elit İnsanlar Konseyi v.b- uzlaşmacı,müzakere yeteneğine sahip,en önemlisi krizdeki bir ülke için en çok aranan özellik olan uluslararası finans piyasalarında güvenilirliği ve kredisi olan- bir isim olan Ali Babacan siyasal bir parti için harekete geçiyor...

Türkiye'nin siyasal karakteristiğini örnekleri ile yazdık yukarda ve bunu "Ekonomi ile gelen ekonomi ile gidiyor" şeklinde özetlemek de mümkün...

Şimdi "ekonomik kriz" ile gelen AKP ve Erdoğan iktidarının yaşadığı ve çıkmasının zor göründüğü ekonomik kriz karşısında beklenen ekonomi başarısı olan bir "kurtarıcı" için zemin hazırlanıyor ve şartlar oluşturuluyor..

Erdoğan ve AKP'nin de Türkiye'nin genel karakteristiği olan bu "Ekonomi ile gelen ekonomi ile gider" genel karakteristiğinin dılında kalması ise çok ama çok zor görünüyor.

 

 

 

Celal Eren Çeli̇k Hakkında

9 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da Dünya'ya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,PARLAMENTO DERGİSİ, EKONOMETRİ DERGİSİ'nde muhabir,editör ve program sunucusu olarak devam etti... 2002 yılında hafta içi 5 gün yayınlanan "GÜNÜN İÇİNDEN" programını 385 bölüm hazırlayıp sundu. 2009 yılında sarı basın almaya hak kazandı.Aynı sene dünyaca ünlü haber kanalı BBC'nin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği bir eğitime katıldı,eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak o yıl Türkiye'de 34 gazetecinin aldığı "Uluslararası Gazetecilik" sertifikasını aldı. Yine 2009 yılında Başkent TV'de "Celal Eren Çelik ile Son Ajans" isimli gece haber bültenini hazırlayıp sundu."SON AJANS" isimli gece bülteni 400 bölüm yayınlandı.Aynı kanalda hafta içi Salı günleri yayınlanan "ALTERNATİF GÜNDEM" programının hazırlayıcısı ve sunucusu oldu. Meslek hayatı boyunca iki yüzden fazla özel habere imza atan Celal Eren Çelik,Türkiye'nin önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile çeşitli röportajlar gerçekleştirdi. 2011 yılında kuruluş sürecindeki BEYAZ TV'nin gece editörü olarak göreve başlasa da yaşanan editöryal müdahaleler sonrasında görevinden istifa ederek "Medya Metropol" firmasını kurdu. Gazetecilik faaliyetlerini daha sonra kurulan ikinci firması "Medya Metropolis" üzerinden sürdüren Celal Eren Çelik halen Medya Metropolis bünyesinde yer alan ve Ankara genelinde yayın yapan Metropol Gazetesi ve ulusal olarak yayın yapmakta olan ekonomi ve iş dünyası dergisi EKO PRESTİJ ve dijital olarak yayın hayatını sürdüren KRİPTEKS DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürmektedir.Celal Eren Çelik son olarak gazzetta9.com haber sitesini kurarak Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlenmiştir. Celal Eren Çelik ilk kitabını İÇERİDEN FETHEDİLEN KALE:CHP ismi ile çıkartırken, ikinci kitabı ise KUKLACI:KÜRESEL KONSEYİN EFENDİLERİ ismi ile okuyucularla buluşmuştur.Çelik ayrıca e-kitap olarak yayınlanan ve 9 kitaptan oluşan bir dijital kitap serisinin de yazarıdır. 14 yıllık bir evliliği olan Celal Eren Çelik, halen tarih,gizli cemiyetler ve örgütlenmeler ile siyaset alanındaki araştırma çalışmalarına devam etmektedir.

Yorumlar

Üyeliğiniz durdurulmuş veya giriş yapmadığınız için yorum yazamıyorsunuz..