Analiz

img

Celal Eren Çelik Yazdı: "KAYBEDİLEN BÜYÜKŞEHİRLERDEN ÇOK DAHA FAZLASIDIR"

31 Mart yerel seçimleri büyük bir heyecan ile ve sert seçim kampanyasının sonrasında pazar günü gerçekleştirildi. Sandıkların açılması ile birlikte AKP'nin Ankara,İstanbul,İzmir,Adana,Mersin gibi büyükşehirleri kaybettiği ortaya çıktı.

Gerçi AKP İstanbul ve Ankara konusunda sonuna kadar ayak direse de ben bu saatten sonra sonuçları tersine çevirerek İmamoğlu ve Yavaş'ın mazbatasını almasına engel olacak bir sonucu AKP'nin göze alabileceğini sanmıyorum.Zira bu büyük bir toplumsal infiale yol açmasının yanı sıra aslen bunu göze alamayışlarının sebebi ise böylesi bir uygulamanın dış dünya nezdinde Türkiye'nin "kaotik,siyasal olarak demokrasi ve hukuktan uzak,istikrarsız" bir ülke olarak tanımlanarak ekonomik olarak yansımasının hem yabancı sermaye çıkışı, hem de zaten zorlanılan yeni yabancı sermaye girişinin önünün kesilecek olması.AKP bu aşamadan sonra önündeki en büyük ve ciddi sorun ekonomi iken işte tam da bu nedenle bunu göze alamayacaktır.

Şimdi gelelim yazımızın asli konusuna ve başlıkta belirttiğimiz hususa...

AKP'DE "HASAR TESPİT" ÇALIŞMASI VAR...

Evet seçim sonrasında bAKP kanadından bazı açıklamalar yapılıyor olsa da bu açıklamaların profili düşük ve cılız açıklamalar olduğunu görmekteyiz.Görünen o ki AKP üst yönetimi bir yandan ellerinden geldiği kadar zamana yayarak tabanına bu yenilgiyi kabullendirme ve tabanda yaşanan travmanın minimum hasar ile atlatılmasını hedefleyen bir strateji üzerine yoğunlaşmış durumda.

Asli olarak ise AKP'de şu anda yapılan çok ciddi bir "HASAR TESPİT" çalışması...

Ancak AKP üst yönetiminin karşısında kolay kolay telafi edilemeyecek bir hasar raporu var ve bu hasar raporu AKP'nin hayatiyetini de etkileyebilecek ve AKP'nin "BEKA" sorunu olabilecek düzeyde.

Çünkü başlıkta belirttiğimiz üzere kaybedilen sadece Ankara,İstanbul ve İzmir olmak üzere büyükşehirler değil AKP'de seçimin kaybı büyükşehirlerin çok çok ötesinde...

AKP'NİN "PİRAMİDİ"

Öncelikle AKP'nin bir ideoloji ve gelenek partisi olmadığının altını çizelim.AKP pek çok katmanının çeşitli vesileler ile çıkar ilişkisi zinciri ile birbirine bağlandığı bir "KONJONKTÜR PARTİSİ", bir rant koalisyonu...

AKP yapılanmasını 3 ana katmandan oluşan bir piramide benzetmek mümkün...

En alt katmanda gelir seviyesi ve eğitim düzeyi düşük geniş bir kitle mevcut. Bu kitle AKP'nin taşıyıcı kolonunu oluşturmakta. Ve bu kolon 2004 yılından  sonra  AKP tarafından "sosyal yardım" adı altında "kurumsallaştırılan" "yardım paketi/koli" stratejisi ile kemikleştirilerek AKP için bir "demir periferi" oluşturdu.

İşte AKP'nin ana taşıyıcısı olan ve AKP'nin dini söylem sosu ile güçlendirdiği bu kitleye aynı zamanda "Biz gidersek bu yardımlar kesilir" korkusu da verilerek kitlenin AKP'den kopuşu imkansızlaştırılırken bu kitlenin adeta tamamen esir edilebilmesi için toplumun en alt katmanını etkileyen sistematik bir "yoksullaştırma" politikası izlendi.Bu politika sonucunda giderek yoksullaşan halk, muhafazakarlaştı,muhafazakarlaştıkça,şükürcü/biatçı bir toplum haline dönüştü ve AKP'nin yardım kolilerine mahkum kaldı.

Bu stratejinin sürdürülebilir olması için ise yerel yönetimler kilit rol oynamaktaydı zira bu en alt kesim için uygulanan "kurumsallaşmış yardım" stratejisini uygulayan ve finanse eden belediyeler oluyordu.

AKP'nin 3 katlı piramidinin 2.katında ise orta ve büyük ölçekli sermaye bulunmaktaydı...

İşte bu sermaye grupları da kaybedilen büyükşehir belediyelerinden aldıkları ihaleler ile ayakta ve partinin yanında tutuluyordu. Büyük sermaye aslan payını alırken,orta ölçekli sermaye grupları ise bu büyük ölçekli sermaye gruplarının taşeronu olarak rant döngüsünden payını alıyorlardı.Büyükşehirlerden alınan ihaleler sonrası bu sermaye gruplarının "bağış" adı altında belediyelere sağladıkları finansman desteği ile AKP hem en alt kesime yaptığı yardım stratejisini sürdürülebilir kılıyor, hem de kendi örgütçü "profesyonel" parti kadrolarını finanse ediyordu.

Büyükşehirlerden aldıkları yüz milyonlarca dolarlık ihaleler ile palazlanan "Büyük sermaye" grupları ise aynı zamanda AKP'nin operasyonel hamlelerini finanse ediyordu.Buna en çarpıcı örnek AKP'nin medya tekeli yaratmak adına yaptığı en geniş ölçekli operasyonlardan birisi olan SABAH-ATV satın alımı olmuştu.AKP tarafından palazlandırılan servetlerine servet katan iş adamları "talimatla" oluşturulan havuza aktardıkları para ile hiç alanları olmamasına rağmen SABAH-ATV GRUBU'nu satın alarak AKP'nin hizmetine sunmuşlardı.

Şimdi bu sermaye gruplarının büyükşehir belediyeleri eli ile finanse edilmeleri mümkün olmayacak.Bir süre sona bu sermaye çevrelerinin AKP'den kesilen "finanse edilme" süreçleri sonrasında AKP'den uzaklaştığını göreceğiz.Büyük sermayenin TÜSİAD gibi etkin kuruluşları Erdoğan'ın seçim gecesi ısrarla vurguladığı "4,5 sene daha buradayım" söylemindeki "Erken seçim yok" mesajına rağmen bu ekonomik ve konjonktürel şartlarda 4,5 senenin erken seçim olmadan tamamlanamayacağını gayet net görmekte.O nedenle iş dünyasının bu tip baskı örgütlerinin iktidara daha eleştirel yaklaştıklarını göreceğiz.

AKP'nin Büyükşehir Belediyeleri vasıtası ile oluşturup günümüze kadar dağıtımını da çok ustaca yaptığı "rant ekonomisi" Büyükşehirlerin kaybı ile çökünce piramidin 2.kesimi yani sermaye "yeni güç odaklarına" yanaşacak.En alttaki kesim ise büyükşehirlere yeni gelen yönetimlerin de bu yardımları devam ettirdiğini hatta alternatif projeler ile kendisine iş/istihdam sahası açtığını gördükçe "AKP'ye mahkumum" psikolojisinden çıkarak AKP'yi terkedecek.

Bu orta vadede AKP'nin taşıyıcı kolonlarının çökmesi anlamına gelecektir.

"PİRAMİDİN" TEPESİNDE NELER OLACAK?

Gelelim AKP'nin 3 katlı piramidinin en tepesine yani "Üst yönetim kadrosu ve yüksek seviyeli bürokratlara"

Bu seçim kaybı ile birlikte AKP'ye kesin itaat eden daha doğrusu korkmuş ve sinmiş halde kendisini bir takım kaygılar ile buna mecbur hisseden üst düzey devklet bürokrasisi, AKP'deki kan kaybını ve güç erimesini görerek tedrici olarak AKP'ye eskisi gibi itaatkar davranmayacak,daha cesur ve bağımsız kararlar verebilecekleridir.

Özellikle YSK,Merkez Bankası gibi özerk kurumların artık baskı zincirini kırarask AKP'nin çok da hoşuna gitmeyecek kararlar verdiğini açıklamalar yaptığını göreceğiz keza yargıya da bu durum benzer şekilde yansıyacaktır.

Zaten YSK Başkanı'nın dünkü açıklamasında "Biz kimseden emir almayız" sözleri bu tutum ve tavır değişikliğinin ilk örneği,işaret fişeği olmuştur.

İşin siyasal ayağında ise AKP'de yaşananlar parti içerisinde ciddi bir sorgulama sürecini de beraberinde getirirken özellikle MHP ile ittifakın yarardan çok zarar getirdiğini düşünen parti içerisinde içerisinde bir grup milletvekili parti üst düzey yöneticisinin de olduğu kesimin seslerinin daha gür çıkacağını göreceğiz.

Erdoğan seçim gecesi balkon konuşmasında parti içerisindeki, bakanlar kurulu revizyonunu da kapsayabilecek bir değişimin sinyallerini de verdi.Ancak bu değişim süreci bu kez sancılı olabilir.Erdoğan'ın televizyon filmlerinden,mitinglere,parti adaylarından,seçim stratejisine kadar tek belirleyici olduğu bu seçimlerde yaşanan başarısızlığının siyasal faturasını da üstlenmesi istenebilir.

Bunun yanı sıra AKP'nin bu şartlarda iktidarını sorunsuz bir şekilde sürdürmesinin mümkün olmadığını gören üst düzeydeki bazı isimler ile partinin teşkilatlarında "yeni arayışlar" başlayabilir, "yeni oluşumlar" ile temaslar hız kaanabilir.

Her şeyden önemlisi Erdoğan'ın parti içerisinde çevresinde sadece "ranta dayalı"olarak duran bir takım grup ve güç odaklarının yavaş yavaş Erdoğan'ı yalnız bırakmaya başladıklarını görebiliriz ki bu Erdoğan'ın parti içerisinde halen tek belirleyici olsa da eskiye oranla gücünün ve otoritesinin çok daha zayıflayacağı bir süreci yaşamasına sebep olabilir.

Yani bu yerel seçimler sonuçları itibariyle bir domino etkisi yaratmıştır ve bu domino etkisi sonuçları itibariyle partiyi sırtında taşıyan toplumsal/ekonomik katmanların üzerine yıkılmıştır.Bunun etkisinin ise AKP yönetim kadrosuna yansımaması mümkün değildir.

İşte bu sebepledir ki AKP açısından başlıkta da belirttiğimiz gibi "KAYBEDİLEN BÜYÜKŞEHİRLERDEN ÇOK DAHA FAZLASIDIR"...

Celal Eren Çeli̇k Hakkında

9 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da Dünya'ya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,PARLAMENTO DERGİSİ, EKONOMETRİ DERGİSİ'nde muhabir,editör ve program sunucusu olarak devam etti... 2002 yılında hafta içi 5 gün yayınlanan "GÜNÜN İÇİNDEN" programını 385 bölüm hazırlayıp sundu. 2009 yılında sarı basın almaya hak kazandı.Aynı sene dünyaca ünlü haber kanalı BBC'nin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği bir eğitime katıldı,eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak o yıl Türkiye'de 34 gazetecinin aldığı "Uluslararası Gazetecilik" sertifikasını aldı. Yine 2009 yılında Başkent TV'de "Celal Eren Çelik ile Son Ajans" isimli gece haber bültenini hazırlayıp sundu."SON AJANS" isimli gece bülteni 400 bölüm yayınlandı.Aynı kanalda hafta içi Salı günleri yayınlanan "ALTERNATİF GÜNDEM" programının hazırlayıcısı ve sunucusu oldu. Meslek hayatı boyunca iki yüzden fazla özel habere imza atan Celal Eren Çelik,Türkiye'nin önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile çeşitli röportajlar gerçekleştirdi. 2011 yılında kuruluş sürecindeki BEYAZ TV'nin gece editörü olarak göreve başlasa da yaşanan editöryal müdahaleler sonrasında görevinden istifa ederek "Medya Metropol" firmasını kurdu. Gazetecilik faaliyetlerini daha sonra kurulan ikinci firması "Medya Metropolis" üzerinden sürdüren Celal Eren Çelik halen Medya Metropolis bünyesinde yer alan ve Ankara genelinde yayın yapan Metropol Gazetesi ve ulusal olarak yayın yapmakta olan ekonomi ve iş dünyası dergisi EKO PRESTİJ ve dijital olarak yayın hayatını sürdüren KRİPTEKS DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürmektedir.Celal Eren Çelik son olarak gazzetta9.com haber sitesini kurarak Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlenmiştir. Celal Eren Çelik ilk kitabını İÇERİDEN FETHEDİLEN KALE:CHP ismi ile çıkartırken, ikinci kitabı ise KUKLACI:KÜRESEL KONSEYİN EFENDİLERİ ismi ile okuyucularla buluşmuştur.Çelik ayrıca e-kitap olarak yayınlanan ve 9 kitaptan oluşan bir dijital kitap serisinin de yazarıdır. 14 yıllık bir evliliği olan Celal Eren Çelik, halen tarih,gizli cemiyetler ve örgütlenmeler ile siyaset alanındaki araştırma çalışmalarına devam etmektedir.

Yorumlar

Üyeliğiniz durdurulmuş veya giriş yapmadığınız için yorum yazamıyorsunuz..

Ayşi̇n
Ekrem İmamoğlu da Türkiye için yeni bir siyasi projenin parçası çıkmaz inşallah Eren Bey. Herşeye şüphe ile bakmayı sizden öğrendik. Hayırlı uğurlu olsun hem gazeteniz hem seçimler
Şükrü
"BOP" eş başkanlığı? Bence Büyük sahipler Ülkemiz üzerinde ve beraberinde Ortadoğu'daki operasyonun en zevkli yerindeler ve bırakmak gibi bir dertleri de yok.1950 , 1960-1975 -80,94 ve 2002