Siyaset

img

CELAL EREN ÇELİK YAZDI:"FOTOKOPİ MAKİNASI"

gazzetta9.com-ANALİZ

Celal Eren ÇELİK

 

Bundan yıllar önce Karadenizli bir ailenin erkek çocuğu olarak Dünya’ya geldiğinde ailesi sadece evlatlarının doğuşuna seviniyorlardı.Oysa onlar kucaklarına aldıkları oğullarının aradan yıllar geçtikten sonra Türkiye’nin “umudu” olacağını ve milyonları peşinden sürükleyeceğini bilmiyorlardı…

Oğulları daha küçük yaşta Kur’an okumayı öğrendi aile olarak da zaten dini bütün bir yapıya sahiplerdi. Zaten yıllar sonra oğulları da Camide Kuran okurken verdiği görüntülerde kendilerinin onu nasıl iyi bir evlat olarak yetiştirdiğini ve mütedeyyin,manevi değerlere bağlı bir insan olduğunu görecekti.

Bu Karadenizli ailenin oğulu büyümüş artık gençlik çağına gelmişti. Gençlik çağında futbola ciddi ilgisi vardı.Ve oldukça da yetenekliydi doğrusu. Ama gençlik işte gençlik çağında severek oynadığı futboldan bir süre sonra hayatın getirdiği şartlar gereğiyle uzaklaşacaktı Karadenizli ailenin oğlu…

Ama ticaret konuunda çok yetenekliydi, kısa sürede ticarete de atılmıştı ama oğulları için ticaretteki başarıyeterli değildi o siyaset yapmak istiyordu ve yapacaktı da…

Bir süre sonra artık oğulları kendisini siyaset sahnesinde de kendisini göstermeye başladı,hem de İstanbul gibi bir “kurtlar sofrasında” giderek yıldızı parlayan şekilde… Çekirdekten yetişiyordu ve ilçe başkanıydı artık.. Ve kısa süre sonra parti kulislerinde ismi geleceğin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak anılmaya başlamıştı bile.

Bu arada sadece yerli değil yabancı ve önemli dostlar da edinmişti Karadenizli ailenin karizmatik oğlu… Bazı etkili yabancı dostlar ile görüşmeler başlamıştı bile…

Bu dostlar Karadenizli ailenin çocuğu ile görüşmeleri yaparken bu karizmatik oğulda özellikle “Şehir Devletleri” modeline bir ilgi alaka başladı,İstanbul Dünya’nın merkeziydi ona göre öyle ya özellikle İstanbul bu köhnemiş sistem ile yönetilemezdi…

Artık açıkça bu fikrini de savunmaya başlamıştı Karadenizli Ailenin “karizmatik” oğlu…

Parti içerisinde de yükselen yıldızı ile birlikte adeta bir ayrı genel başkan gibi hareket etmeye başlamış,siyaset yaptığı İstanbul dışında da başka illerde mitingler yapmaya başlamıştı. Yüzbinler meydanları dolduruyor ismini haykırıyordu…  O artık yeni bir “umuttu”…

Ve hayali gerçek olmuştu partisi en sonunda kendisini İstanbul Belediye Başkanlığı için aday olarak gösterdi.Kimse seçilmesine ihtimal vermiyordu en başlarda,rakibi de çok kuvvetliydi,üstelik tüm medya gücü de rakiplerinin elindeydi.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi  eşi ile havaalanında VIP girişini kullanmasına dahi müsaade edilmiyordu… “Birileri” İstanbul’un başına geçmesini istemiyordu zira İstanbul’un başına geçtikten sonra yolun ülkenin başına geçmeye çıkacağını biliyorlardı…

Ama Karadenizli,karizmatik ve genç siyasetçinin yılmaya hiç niyeti yoktu… Seçimler yapıldı ve sandıklar açıldığında artık o Karadenizli genç siyasetçi koskoca İstanbul’un, hani hayalini kurduğu İstanbul’un başkanı olmuştu…

Ama o da ne… Hiç beklemediği şekilde mazbatasını elinden aldılar bu genç siyasetçinin. Ama mazbatasını elinden almaları bir şeyi değiştirmedi özellikle yabancı kuruluşlar için.Artık üst üste davetler alıyor ve bu küresel  anlamda politikaların dizaynında etkili kuruluşların şeref misafiri oluyor,ülkelerin Başbakanları ile pozlar veriyordu.

Üstelik hani öyle parti başkanı falan da değildi.

Ülkenin başında bulunan iktidar da oldukça yıpranmıştı doğrusu ve İstanbul’u alan bu genç,karizmatik Karadenizli siyasetçi artık “Başka ve daha büyük hayaller” kurmaya başlamıştı….

Şimdi tam burada duruyoruz ve yukarıdaki “Kardenizli karizmatik siyasetçiyi tanıdınız mı?” diye soruyoruz sizlere…

Pek çoğunuzun “Kafa mı buluyorsun arkadaş tabii ki Recep Tayyip Erdoğan” dediğinizi duyar gibiyim… Aslında hem doğru hem de yanlış bir cevap bu…

Zira evet Erdoğan Karadeniz’de Rizeli bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya gelmişti. Evet Erdoğan daha küçük yaşlarda diğni eğitim almış,Kur’an okumayı öğrenmiş hafız olmuştu. Evet Edoğan gençlik yıllarında hem de oldukça yetenekli biçimde futbol oynamış hatta bir “şehir efsanesine” göre Fenerbahçe’ye transfer edilmek istenmişti.

Evet Erdoğan’ın ticareten oldukça marifetli olduğu doğruydu,daha siyasette yolun başındayken koskoca Ülker’in İstanbul Anadolu yakası dağıtımını almıştı.

Evet Erdoğan siyasette parlarken “yabancı dostlar” edinmişti bu yabancı dostlar Erdoğan’a “Şehir devletleri modelini” savunması karşılığında destek vermişler hatta bunu kendisine New York Merkezli Ayla Bakkallı Hukuk Ofisi’nden gönderdikleri bir memorendum ile iletmişlerdi ve Erdoğan bu memorandumu partisinin programına koymuştu…

Evet Erdoğan daha parti başkanı değilken dahi yabancı kuruluşlardan davetler almış,sadece parti başkanıyken üst düzey yabancı yetkililer ile görüşmüştü.

Evet Erdoğan  parti içinde ayrı bir genel başkan gibi Erbakan Hoca’sından ayrı İstanbul dışında illerde mitingler düzenlemişti…

Evet Erdoğan eşi ile 1999 yılında Bodrum Havaalanı'nda VIP’den geçirilmemişti.

Evet Erdoğan kazanmasına kimse ihtimal vermiyorken,medya rakiplerini tutuytorken,kimse kendini tanımıyorken İstanbul’un başına geçip müthiş bir seçim zaferine imza atarak milyonların umudu haline gelmişti.

Erdoğan parlarken iktidar giderek yıpranmış halde çöküş dönemine girmişti.

Ve evet Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı seçildikten sonra “mazbatası elinden alınarak” “mağdur edilmişti”

Ama bizim anlattığımız siyasetçi Erdoğan değil Ekrem İmamoğlu...

Evet İmamoğlu da Karadenizli bir ailenin çocuğu olarak Dünya;’ya gelmişti.

Evet İmamoğlu da küçük yaşta din eğitimi almış,Kur’an okumayı öğrenmişti.

Evet İmamoğlu da gençliğinde çok severek ve yetenekli olduğunu herkesin söylediği şekilde futbol oynamıştı.

Evet İmamoğlu da ticarete “yatkındı”.Başına geçtiği küçük baba şirketini oldukça büyük bir şirkete dönüştürmüştü.

Evet İmamoğlu da siyasete “çekirdekten” başlamış,siyaset arenasına adımını CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı olarak atmıştı.

Evet İmamoğlu da yıldızı parladıkça “yabancı” dostlar edinmişti…

Evet İmamoğlu da “Şehir Devletleri” olgusuna oldukça sıcak bakıyordu anlaşılan zira ne diyordu İstanbul Belediye Başkanı adayı olduğunun açıklandığı lansman toplantısında “İstanbul Ankara’dan yönetilemez.İstanbul için ayrı bir mkent anayasası yapacağız”

Evet İmamoğlu’nu da aday olduğunda kimse tanımıyordu,medya rakibinin elindeydi.

Evet İmamoğlu’na da VIP geçiş Ordu’da kullandırılmamıştı.

Evet İmamoğlu da adeta ayrı bir parti başkanı gibi İstanbul dışındaki illerde mitingler yapıyıordu.

Ve evet İmamoğlu da İstanbul Belediye Başkanı seçildikten sonra mazbatası iptal edilerek “mağdur” ediliyordu.

Görüyorsunuz ya zaman bazen bir “FOTOKOPİ MASKİNESİ” gibi çalışıyor…

Erdoğan’ın İstanbul sonrasında “yürüdüğü yolun” nereye çıktığı da o yolun sonucunda ulaştığı noktadaki icraatlarının ükeye etkisi ortada…

Şimdi karar İmamoğlu’nda…

Ya  o “FOTOKOPİ MAKİNESİNDEN” çıkan kötü bir “DUBLÖR” olacak, yahut kendisini Fransa’daki,İngiltere’deki,Brüksel’deki güç odaklarına değil O’nu en temiz duyguları ile destekleyip arkasında duran ve onu bir umut olarak gören milletine kendisini emanet edip “Başka bir yolda yürüyecek”

Bekleyeceğiğz ve göreceğiz… İmamoğlu DUBLÖR olmayı mı AKTÖR oolmayı mı tercih edecek….

 

Celal Eren Çeli̇k Hakkında

9 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da Dünya'ya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,PARLAMENTO DERGİSİ, EKONOMETRİ DERGİSİ'nde muhabir,editör ve program sunucusu olarak devam etti... 2002 yılında hafta içi 5 gün yayınlanan "GÜNÜN İÇİNDEN" programını 385 bölüm hazırlayıp sundu. 2009 yılında sarı basın almaya hak kazandı.Aynı sene dünyaca ünlü haber kanalı BBC'nin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği bir eğitime katıldı,eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak o yıl Türkiye'de 34 gazetecinin aldığı "Uluslararası Gazetecilik" sertifikasını aldı. Yine 2009 yılında Başkent TV'de "Celal Eren Çelik ile Son Ajans" isimli gece haber bültenini hazırlayıp sundu."SON AJANS" isimli gece bülteni 400 bölüm yayınlandı.Aynı kanalda hafta içi Salı günleri yayınlanan "ALTERNATİF GÜNDEM" programının hazırlayıcısı ve sunucusu oldu. Meslek hayatı boyunca iki yüzden fazla özel habere imza atan Celal Eren Çelik,Türkiye'nin önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile çeşitli röportajlar gerçekleştirdi. 2011 yılında kuruluş sürecindeki BEYAZ TV'nin gece editörü olarak göreve başlasa da yaşanan editöryal müdahaleler sonrasında görevinden istifa ederek "Medya Metropol" firmasını kurdu. Gazetecilik faaliyetlerini daha sonra kurulan ikinci firması "Medya Metropolis" üzerinden sürdüren Celal Eren Çelik halen Medya Metropolis bünyesinde yer alan ve Ankara genelinde yayın yapan Metropol Gazetesi ve ulusal olarak yayın yapmakta olan ekonomi ve iş dünyası dergisi EKO PRESTİJ ve dijital olarak yayın hayatını sürdüren KRİPTEKS DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürmektedir.Celal Eren Çelik son olarak gazzetta9.com haber sitesini kurarak Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlenmiştir. Celal Eren Çelik ilk kitabını İÇERİDEN FETHEDİLEN KALE:CHP ismi ile çıkartırken, ikinci kitabı ise KUKLACI:KÜRESEL KONSEYİN EFENDİLERİ ismi ile okuyucularla buluşmuştur.Çelik ayrıca e-kitap olarak yayınlanan ve 9 kitaptan oluşan bir dijital kitap serisinin de yazarıdır. 14 yıllık bir evliliği olan Celal Eren Çelik, halen tarih,gizli cemiyetler ve örgütlenmeler ile siyaset alanındaki araştırma çalışmalarına devam etmektedir.

Yorumlar

Üyeliğiniz durdurulmuş veya giriş yapmadığınız için yorum yazamıyorsunuz..