Analiz

img

Celal Eren ÇELİK Yazdı: SEÇİMLERİN TESCİLLEDİĞİ GERÇEKLİK:"FİİLİ KOALİSYONLAR DÖNEMİ"

gazzetta9.com ANALİZ

Celal Eren ÇELİK

16 Nisan referandumu ile kabul edilmesinin üzerinden neredeyse tam 1 yıl geçmiş olmasına rağmen Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli ile ilgili tartışmalar bitmiş ve sistem genel bir toplumsal kabul görmüş değil.

Özellikle sisteme muhalif olan blok,sistemin "tek adam rejiminin" önünü açacağı/açtığı yönündeki eleştirilerini daha sistem ilk olarak tartışmaya sunulduğu günden bu yana savunurken, sistemin savunucusu olan kesimler ise en önemli argüman olarak bu sistem ile Türkiye'de koalisyonlar döneminin sonuna gelineceğini ve güçlü bir yönetim tarzı ile siyasal istikrara kavuşulacağını tezini savunuyorlardı.

Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli, 24 Haziran seçimleri ile birlikte Türk siyasi yaşantısında 2 ana bloğu "ittifaklar" yolu ile karşımıza Cumhur ve Millet İttifakı adı ile çıkartırken,24 Haziran seçimleri ile birlikte "koalisyonların sona ereceği" savı en güçlü argümanı olan bu sistem kendi içerisinde fiili bir "koalisyonlar" bloklaşmasını meydana getirdi.

2002 yılından itibaren AKP'nin 17 senedir uyguladığı kutuplaştırma stratejisi,kağıt üzerinde kendisine seçim kazandırıyor olarak gözükse de bugün gelinen noktada aslında başta AKP'nin savunucusu olduğu Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli'ni "fiili koalisyona mahkum" eder hale getirdi.

Zira bugün ortaya çıkan siyasi tabloda Türkiye, AKP ve MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı ve ana taşıyıcı kolonunu CHP ile İYİ PARTİ'nin oluşturduğu Millet İttifakı arasında adeta ortadan bıçakla bölünmüşçesine çok az bir fark ile ikiye ayrıldı.

24 Haziran seçimlerinde Millet İttifakı ile Cumhur ittifakı arasında bulunan 9 puanlık fark nedeni ile çok fazla kendisini belli etmeyen ve etkisi hissedilmeyen asıl önemli gelişme ise 31 Mart yerel seçimlerinde aradaki makasın kapanması ile kendisini gösterdi.

Zira 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı %51-52 bandında oy alırken karşısındaki CHP-İYİ PARTİ'den oluşan Millet İttifakı ile diğer muhalif partilerin oy oranları da toplandığında Cumhur İttifakı'nın karşısına %48-49'luk bir diğer "Muhalif Blok" çıktı.Bu da bundan sonra bu kutuplaşmış siyasal tablo devam ettiği müddetçe, eskiden "Diğerleri" hanesine yazılıp önemsenmeyen küçük partilerin değerini çok çok arttırarak, bu küçük partileri adeta sistemin "anahtarı" haline getirdi...

Çarpıcı bir örnekleme ile anlatacak olursak, bugün İstanbul seçimlerinin maksimum 15-17 bin oy ile kazanılıp kaybedildiği bir siyasal konjonktürde Türkiye geneli oy oranı %1'i bulmayan DSP'nin adayı 30 binin üzerinde,Türkiye genelinde %2'yi zor bulan Saadet Partisi adayı 150 bin oy bandında,yine Türkiye genelinde oy oranı %1'e tekabül etmeyen Bağımsız Türkiye Partisi'nin adayı ise 25 binin üzerinde oy aldı.

Bu partilerden bir tanesinin dahi seçime kaybeden tarafın yanında girmiş olması seçimin sonucunu kaybeden taraf olarak artık kesinleşmiş gibi gözüken AKP lehine değiştirebilecekken,yine bu partilerden birinin dahi seçimlere CHP ile ittifak halinde girmesi çok daha büyük bir farkın olması ve seçimin bu denli tartışmalı hale gelmemesini sağlayacaktı.

Yine bir başka çarpıcı örnek vermek gerekirse Balıkesir'de AKP ve İYİ PARTİ'nin kıran kırana bir seçim yarışı gerçekleşirken kazanan sadece 10 bin oy farkı ile AKP oldu.Oysa seçimlere katılanve Türkiye geneli oy oranı %1'i bulmayan Demokrat Parti adayı 12 bin oy alı.Yani Demokrat Parti seçime İYİ PARTİ ile ittifak yaparak girseydi seçimin çok az farkla da olsa İYİ PARTİ tarafından kazanılması yüksek ihtimaldi...

Örnekleri çoğaltmak mümkün...

Bu seçimlerin ardından Türkiye'de aslında Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli'ni ana muhalefet ile arasındaki yüksek oy farkına güvenerek "kurgulayan" ve bu sistemi adeta kendi iktidarının "garantisi" olarak gören AKP ve AKP üzerinde kurduğu nüfuz ve etki alanı sayesinde sistemin yönlendirilmesini sağlayan MHP ciddi bir sorun ile karşı karşıya.

Zira karşı bloğun konsolide biçimde karşılarına çıkabileceğini hesaba katmayan bu 2 parti,bugün gelinen tabloda bu hesap hatalarının bedelini ilerleyen süreçte artık "kuyumcu terazisi hasasslığına" bürünen siyasal terazide hangi tarafın ağır basacağını belirleyecek olan "küçük partilere" mahkum kalarak ödemek durumunda kalacaklar. 

Ve 31 Mart yerel seçimleri ile birlikte sistemin "anahtarı" olduğunu gören "küçük partileri" genel seçimler esnasında da her iki ittifak bloğu ile de elleri çok daha güçlü biçimde pazarlık masasına otururken göreceğiz. Yaşanacak süreç sonucunda bu "küçük ama kilit partiler" katılacakları ittifak bloğunu "seçilecek yerlerden kendilerine verilecek milletvekillikleri" ve tabii bu vekilliklerin sayılarına göre belirleyecekler ve yine önümüzdeki ilk seçimlerde ittifaklar bünyesinde Meclis'e girdikten sonra ittifaktan ayrılarak 2'şerli,3'erli şekilde kendi partilerini temsil eden küçük partileri Meclis kürsüsünde ve sıralarında göreceğiz.

Bu da aslında Türkiye'de ABD tipi MERKEZ SAĞ VE MERKEZ SOLDA "2 ana partili" bir "kaldıraç" sisteminin dizaynı için kurgulanan Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modelinin daha 2. seçiminde Meclis içerisinde iflası ve eski sistemde olduğundan da çok partinin yer aldığı bir Meclis artitmetiğinin karşımıza çıkması sonucunu doğuracak.

Bu çok parçalı/partili Meclis yapılanması ise, eğer Meclis'e ittifaklar yolu ile girebilen "küçük partiler" akıllı stratejiler izleyebilir ve kendi aralarında bir "küçük partiler bloğunu" Meclis içerisinde kurabilirlerse, Meclis'te ana iki blok olan Cumhur ve Millet İttifakı partilerinin kendilerine mahkum kalması sonucunu doğuracaktır.Hal böyle olunca da "küçük partiler" ilerleyen süreçte Türk siyasal hayatına oy yüzdelerinden kat be kat fazla bir etki ile etki edebilecektir.

Son olarak bu tablodan çıkan belki de en önemli sonuç ise "istenerek böyle tasarlanmamış" olmasına rağmen, Türkiye'de 2 ana ittifak bloğunun ülkeyi adeta bıçakla ikiye böler şekilde siyaseten ikiye böldüğü ortamda "küçük partilerin" siyasal sistemde "fiili bir denetim misyonu" üstlenerek, bir "frenleme unsuru" olarak konumlanmaları olacaktır ki belki de "eğrisi doğrusuna denk gelen" bu sistemin bugünkü siyasal konjonktür gereği karşımıza çıkarttığı bu durum bu siyasal tablodaki en kıymetli ve belki de en "hayati" kazanım olabilecektir.

Bu nedenle tabii ki 31 Mart seçimlerinin kazananı vardır,kaybedeni vardır, kimin neyi ne kadar kazanıp,neyi ne kadar kaybettiği de bakış açısına göre değişiklik gösterebilir.

Ancak tartışılamayacak ve tescillenen tek konu, 31 Mart seçimleri ile birlikte Türkiye'de "fiili koalisyonlar döneminin başladığı" ve "küçük partilerin" önümüzdeki süreçte siyasal hayatımızın "anahtarı" olacağı gerçekliğidir.

Celal Eren Çeli̇k Hakkında

9 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da Dünya'ya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,PARLAMENTO DERGİSİ, EKONOMETRİ DERGİSİ'nde muhabir,editör ve program sunucusu olarak devam etti... 2002 yılında hafta içi 5 gün yayınlanan "GÜNÜN İÇİNDEN" programını 385 bölüm hazırlayıp sundu. 2009 yılında sarı basın almaya hak kazandı.Aynı sene dünyaca ünlü haber kanalı BBC'nin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği bir eğitime katıldı,eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak o yıl Türkiye'de 34 gazetecinin aldığı "Uluslararası Gazetecilik" sertifikasını aldı. Yine 2009 yılında Başkent TV'de "Celal Eren Çelik ile Son Ajans" isimli gece haber bültenini hazırlayıp sundu."SON AJANS" isimli gece bülteni 400 bölüm yayınlandı.Aynı kanalda hafta içi Salı günleri yayınlanan "ALTERNATİF GÜNDEM" programının hazırlayıcısı ve sunucusu oldu. Meslek hayatı boyunca iki yüzden fazla özel habere imza atan Celal Eren Çelik,Türkiye'nin önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile çeşitli röportajlar gerçekleştirdi. 2011 yılında kuruluş sürecindeki BEYAZ TV'nin gece editörü olarak göreve başlasa da yaşanan editöryal müdahaleler sonrasında görevinden istifa ederek "Medya Metropol" firmasını kurdu. Gazetecilik faaliyetlerini daha sonra kurulan ikinci firması "Medya Metropolis" üzerinden sürdüren Celal Eren Çelik halen Medya Metropolis bünyesinde yer alan ve Ankara genelinde yayın yapan Metropol Gazetesi ve ulusal olarak yayın yapmakta olan ekonomi ve iş dünyası dergisi EKO PRESTİJ ve dijital olarak yayın hayatını sürdüren KRİPTEKS DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürmektedir.Celal Eren Çelik son olarak gazzetta9.com haber sitesini kurarak Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlenmiştir. Celal Eren Çelik ilk kitabını İÇERİDEN FETHEDİLEN KALE:CHP ismi ile çıkartırken, ikinci kitabı ise KUKLACI:KÜRESEL KONSEYİN EFENDİLERİ ismi ile okuyucularla buluşmuştur.Çelik ayrıca e-kitap olarak yayınlanan ve 9 kitaptan oluşan bir dijital kitap serisinin de yazarıdır. 14 yıllık bir evliliği olan Celal Eren Çelik, halen tarih,gizli cemiyetler ve örgütlenmeler ile siyaset alanındaki araştırma çalışmalarına devam etmektedir.

Yorumlar

Üyeliğiniz durdurulmuş veya giriş yapmadığınız için yorum yazamıyorsunuz..